Turizm Terimleri Sözlüğü

Toplam 2958 turizm terimi ve açıklaması

Kelime Arama

arama

Üst kısımda bulunan harflerden ve ya aşağıdaki arama motorunu kullanarak istediğiniz İngilizce turizm teriminin Türkçe karşılığını ve açıklamasını bulabilirsiniz.

Türkçe kelime aratarak da ingilizce karşılığına ulaşabilirsiniz.

Bulunan Terimler

Sabbath

:
Musevilerce cumartesileri uygulanan kutsal dinlenme günü. ...

Sabbatical

:
Aslen her yedi yılda bir üniversite öğretim üyelerine verilen araştırma veya seyahat izni. Terim günümüz ...

Sabre

:
American Airlines'ın desteklediği GDS (bkz. Küresel dağıtım sistemi). ...

Safari

:
Vahşi yaşam alanlarına (av koruma sahaları gibi) fotoğraf veya bazen de avlama için düzenlenen gezi. ...

Safety Announcement

:
Yolculuğun başlamasının hemen ardından mürettebatça gemi veya uçağın güvenlik ve tahliye ekipmanının kullanılmasına dair verilen ...

Safety Deposit

:
Otel vb. Kurumlarca müşterilerinin değerli eşyalarının korunmasına yönelik verdikleri hizmet. ...

Sagta

:
Okul & Grup Seyahat Birliği. ...

Sahib

:
Hindistan'da nezaketli hitap şekli. ...

Sail

:
Gemi ya da yelkenli ile gitmek ...

Sail

:
Rüzgarı yakalamak üzere teknelerin direklerine takılan büyükçe kumaş parçası. ...

Sailboard

:
Rüzgar sörfünde kullanılan direk ve yelkenli küçük tekne. ...

Sailing Boat

:
Yelkenle hareket eden gemi. ...

Sailing List

:
Vapur tarifesi için kullanılan eski terim. ...

Sailing Ticket

:
Talebin çok yoğun olduğu dönemlerde kimi gemi ve feribot seferlerinde kullanılan bir kontrol dokümanı. ...

Sailplane

:
Motorsuz sürekli uçuşta kullanılan havadan ağır bir uçak. Sailplane'ler yukarı yönlü rüzgarlar yardımıyla uçabilmeleri bakımından ...

Sales Agency Agreement

:
İşverenin hizmetlerinin satışı amacıyla yapılan sözleşme. İşverenlerin çoğunun bu tip sözleşmeler için kullandıkları belirli bir ...

Salinity

:
Sıvılarda, tipik olarak da denizlerde tuzun yoğunluğu. Tuzluluk ne kadar yüksek olursa suyun kaldırma kuvveti ...

Sally Port

:
Savunan tarafın kendisinden çıkarak yarma harekatı düzenleyebileceği sur kapısı. ...

Saloon

:
1. Gemi salonu. 2. (ABD) Bar. 3. (İng.) Sürücüyle yolcu arasında ayırıcı bölme bulunmayan kapalı ...

Saloon Keeper

:
Meyhaneci veya bar sahibi. ...

Salt

:
Denizci (İngilizce'de bilgi ve deneyimi vurgulamak üzere "old salt" deyimi sık sık kullanılır). ...

Salt Flat

:
Tuzlu göllerin (bkz. Tuzlu göl) buharlaşması sonucu meydana gelen tuzlu arazi. ...

Salt Lake

:
Suyu tuzlu olan göl. ...

Salubrious

:
Bir yerin veya iklimin sıhhatli oluşu. ...

Salvage

:
Kaza vb. Bir olayın ardından gemiden kurtarılan eşya ve yükler. ...

Salvage Tug

:
Hareket kabiliyetini yitirmiş gemileri kurtarmak üzere tasarlanmış römorkörler (bkz. Römorkör). ...

Samovar

:
Rusça'da semaver. Uzun menzilli Rus trenlerinde bir zamanlar standart şeylerden. ...

Sampan

:
Uzak Doğu'da kullanılan küçük teknelere verilen isim. ...

Sample Room

:
Mallerın teşhi edildiği oda. ...

Sandbank

:
Deniz veya akarsu içinde sığlık oluşturan kum yığını. ...

Sanitary

:
Temiz ...

Sargasso Sea

:
Atlas Okyanusu'nun sargasso adı verilen deniz yosunlarının adavari birikintiler oluşturduğu kuzey kesimi. ...

Satellite State

:
Bir başka devlete bağımlı olan veya onun tarafından kontrol edilen küçük devlet. ...

Satellite Ticket Printer

:
Acenteden uzak bir mahalde trafik dokümanları basa/çıkarabilen bilet yazısıcı (bkz. Bilet yazıcısı). Uydu bilet yazıcıları ...

Satellite Town

:
Yakınında bulunduğu şehre bağımlı yerleşim yeri. ...

Sath

:
1. Engellilerin Seyahat İmkanlarını Geliştirme Derneği. ...

Satnav

:
(Satellite navigation) Uydulardan bilgi alma yoluyla seyir sistemi. Gemi ve uçaklarda giderek yaygınlaşmaktadır. ...

Saturation Diving

:
Bedendeki tüm dokuların çözünmüş azota, ilgili derinlik bakımından, azami derecede doyduğu uzun süreli dalış. ...

Savannah

:
Kuzey ve güney yarı kürelerde ekvatoral yağmur ormanlarına komşu tropik kırlar; Türkçe'de ağaçlı bozkır da ...

Saxon

:
5. Ve 6.yy.larda İngiltere'nin bazı kısımlarını fetheden Cermen kavimleri, onlara ait ve onlarla ilgili olan. ...

Scale Of Map

:
Harita üzerindeki bir uzunluğu yeryüzündeki gerçek uzunluğa oranı. Örneğin haritadaki bir milimetrelik uzunluk gerçek arazide ...

Scandinavia

:
Danimarka, Norveç ve İsveç'i kapsayan coğrafi bölge. Çoğunlukla Finlandiya ve İzlanda'yı da içine alacak şekilde ...

Scenery

:
Bir arazi, toprak parçası vs.nin genel görünümü. ...

Scenic

:
Görünüş itibariyle cazibeli olan. ...

Schedule

:
Program, tarife ...

Scheduled Carrier

:
Tarifeli sefer düzenleyen taşıyıcı. ...

Scheduled Service

:
Yolcu talebinden bağımsız olarak belirli noktalar arasında belirli zamanlarda işleyen sefer. ...

Scheduled Territories

:
İngiliz para birimi sterlin alanı içinde bulunan, yani para birimleri İngiltere'ninkine sıkıya sıkıya bağlı olan ...

Schooner

:
1. (ABD) Büyük bira bardağı. 2. (İng.) Büyükçe kadeh, özellikle sherry için olanlar. ...

Schuss

:
Dümdüz aşağı inen kayak pisti. ...

Scirocco

:
Sahra Çölü'nden Akdeniz'e esen sıcak ve kuru yel. ...

Scree

:
Küçük, gevşek taşlar ve kayalarla kaplı dağ eteği. ...

Scrub

:
Küçük çalı ve gür ağaçlıklı arazi. ...

Scupper

:
Birikmiş suyun boşaltıması için geminin yanında bulunan delik. ...

Scupper

:
Gemiyi kasten batırmak. ...

Scuttle

:
Gemi güvertesinde kapaklı açıklık. ...

Sea

:
Büyük ölçekli tuzlu su örtüsü. Büyüklüklerine göre on büyük on deniz: Güney Çin Denizi, Karayip ...

Sea Anchor

:
Sürüklenmesini engellemek amacıyla gemiden atılan aygıt. ...

Sea Breeze

:
Denizden karaya esen yel; deniz meltemi de denir. ...

Sea Cock

:
Geminin su çizgisinin altında bulunup su alamya veya atmaya yarayan delik. ...

Sea Legs

:
Fırtınalı havalarda güvertede dolaşabilme kabiliyeti. Yolcunun bu beceriyi kazanması genellikle birkaç gün alır. ...

Sea Sickness

:
Geminin denizde sallanması nedeniyle hissedilen mide bulantısı. Kulaktaki denge organlarının düzeninin bozulması nedeniyle olur. ...

Sea Travel

:
Gemi, hovercraft (bkz. Hovercraft), hidrofoil (bkz. Hidrofoil) vb. Su taşıtlarıyla yapılan yolculuk. ...

Sea View

:
Otellerde deniz manzaralı odalar müşterilerce epey rağbet görür ve bunun için genellikle bir miktar ilave ...

Sea Wall

:
Deniz gelecek saldırıları önlemek için yapılan surlar. ...

Seafront

:
Kıyı yerleşimi veya kıyıdaki tatil merkezinin denize bakan kesimi. ...

Seashore

:
Karanın denize yakın olan kesimi. ...

Season

:
1. Yılın birbirinden farklı iklimsel özelliklere sahip dört bölümünden her biri. Mevsimler arasındaki farklar kutuplara ...

Season Ticket

:
Verili bir dönem içinde seyahat, belli yerlere giriş vs. Için geçerli olan bilet. ...

Seasonality

:
Mevsim farklılaşmasından ötürü ürün veya hizmetlere talepte görülen değişiklikler. ...

Seat Belt

:
Kaza ve sert bir hareket durumunda yolcuları içinde oturdukları taşıtların koltuklarında tutan aygıt. ...

Seat Only

:
Havayolunda charter (bkz. Charter) seferlerinde kendisine bağlı bir otel konaklamasının bulunmadığı koltuk. İngiltere'de charter uçuşlarında ...

Seat Rotation

:
Otobüslü turlarda yolcuların düzenli aralıklarla yer değiştirdikleri ve böylece herkesin daha iyi koltuklarda oturma fırsatı ...

Seating Plan

:
Bir araç, salon vs.de koltukların dağılım ve planını gösterir şekil. ...

Seaward

:
Denize doğru. ...

Seaway

:
Deniz ve haliç kıyılarındaki karayolu. ...

Second Class

:
1. Aslen, yolcuları birinci, ikinci ve üçüncü sınıf vagonlarda taşıyan trenlere uygulanan bir ifade. Trenlerin ...

Second Sitting

:
Gemide iki öğünün ikincisi. ...

Sector

:
Muhtelif ayak (bkz. Ayak (I)) ve segmentleri (bkz. Segment) kapsayabilen bir güzergah veya yolculuğun tamamı. ...

Security Tax

:
Terörist eylemleri tespit edebilmek için yolcu ve bagajlarının kontrol edilmesinin maliyetini karşılayabilmek amacıyla alınan tutar. ...

Sedan

:
1. Aslen, ulaşım amaçlı olarak iki hamalca taşınan koltuk. 2. (ABD) Aile arabası. ...

Segment

:
Yolcununun taşıta binmeyle taşıttan inmesine kadar yolculuğu oluşturan kısım. Söz konusu taşıt yolu üzerinde birkaç ...

Seiche

:
Gelgit hareketlerinden ziyade hava basıncı değişikliklerine bağlı olarak göl vb. Su kütlelerinde meydana gelen değişiklik. ...

Seif

:
Uzun ve ince kumul. ...

Sejour

:
Fransızca olan kelime oturma, ikamet anlamındadır. Kısa süreli tatil olarak da kullanılır. ...

Self-Catering

:
Konukların kendi yemeklerini kendilerinin hazırlamalarına izin veren veya bunu bekleyen konaklama tipi. ...

Self-Drive

:
Araba kiralamada, kiralayanın kendisinin kullandığı araba. ...

Self-Righting

:
Alabora olması halinde otomatik olarak düzgün duruma gelen küçük bot. ...

Selling Point

:
Tatil veya başka bir düzenlemenin potansiyel müşterilerin hoşuna giden özelliği veya yanı. ...

Semaphore

:
1. Elde tutulan bayrakların kullanıldığı eski bir işaretleşme yöntemi. Burada her pozisyon bir harfe karşılık ...

Semi-Basement

:
Kısmen zeminin altında bulunan bina katı. ...

Senior Citizen

:
İhtiyar ya da emekli kimse. ...

Seo

:
Etkinlik Organizatörleri Derneği. ...

Sepulchre

:
Kaya mezarı veya taş ya da kayadan yapılma mezar. ...

Serein

:
Tropik bölgelerde zaman zaman bulutsuz gökyüzünden düşen ince yağmur. ...

Serial Number

:
Doküman üzerinde, söz konusu dokümanın parti içindeki konumunu belirten rakam veya kod. ...

Servant

:
Belli bir ücretle ev işlerini yapmak için tutulan kadın. ...

Servant

:
Devlet hizmetinde aylıkla çalışan kimse, görevli. ...

Service

:
Hizmet, bakım yapmak ...

Service Area

:
Yakıt almak, dinlenmek vs. Için yol kenarlarında bulunan alan. ...


1. sayfadasınız. Toplam sonuç 4 sayfa.    >>