Turizm Terimleri Sözlüğü

Toplam 2958 turizm terimi ve açıklaması

Kelime Arama

arama

Üst kısımda bulunan harflerden ve ya aşağıdaki arama motorunu kullanarak istediğiniz İngilizce turizm teriminin Türkçe karşılığını ve açıklamasını bulabilirsiniz.

Türkçe kelime aratarak da ingilizce karşılığına ulaşabilirsiniz.

Bulunan Terimler

Pit

:
Polska İzba Turystiycna. ...

Pitch

:
1. Uçaklarda bir koltuğun ön kenarıyla arkasındaki koltuğun ön kenarı arasındaki mesafe. 2. Geminin baş ...

Place Name

:
Bir köy, kasaba vs.ye verilen ad. ...

Plat Du Jour

:
"Günün yemeği" anlamına gelen Fransızca catering terimi. Yani, aşçıbaşının o gün için önerdiği yemek. ...

Plate

:
Bilet onaylama makinesinde kullanılan küçük kabartmalı metal plaka. Farklı levhalar taşıyıcı ve bileti basan acente ...

Plate Tectonics

:
Yeryüzünün sıvı özü üzerindeki yer kabuğu levhalarının hareketiyle ilişkili ve zaman zaman volkanik ve depremsel ...

Plateau

:
Yüksekte yer alan büyükçe ve düz toprak parçası. ...

Platform

:
1. Tren istasyonlarında yolcuların binmesine ve inmesine yarayan yükseltilmiş alan. Her ülkenin ve her istasyonun ...

Playa

:
İspanyolca'da, sahil. ...

Plaza

:
İspanyolca konuşan ülkelerde pazar yeri ya da meydan. ...

Plimsoll Line

:
Geminin gövdesi üzerinde teknenin güvenlikle yüklenebildiği bir dizi çizgi. Suyun tuzlu veya tatlı, mevsimin yaz ...

Ply

:
İki veya daha çok nokta arasında düzenli seferler yapmak. ...

Ply For Hire

:
Özellikle taksi gibi taşıtların insanlara ad hoc (bkz. Ad hoc) esasına dayalı hizmet sunması. ...

Point Of Sale Display

:
Bir ürün veya hizmetin promosyonunu yapan bir materyalin, söz konusu ürün veya hizmetin sunulduğu yerde ...

Point-To-Point Air Fare

:
Yalnızca belirlenmiş iki nokta arasında geçerli olan, yol üzerinde bir ara noktada konaklamaya ve başka ...

Polar

:
Kutuplarla (bkz. Kutuplar) ilgili veya onlara ait olan. ...

Polder

:
Denizden kazanılmış toprak. Hollanda gibi düşük rakımlı alanlara sahip ülkelerde yaygındır. ...

Pole Star

:
Küçük Ayı takım yıldızının bir üyesi olan, gerçek kuzey yönünde görünen ve dünyaya nispetle sabit ...

Poles

:
Yerkürenin en kuzey ve en güney noktaları; Yerküre kutupları birleştiren çizgi ekseninde döner. Gerçek kuzey ...

Poliomyelitis

:
Felce sebebiyet verebilen bulaşıcı bir virüs hastalığı. ...

Political Geography

:
Bir bölgenin siyasi yönleriyle uğraşan coğrafya dalı. ...

Pollution

:
1. Kirli olma durumu. 2. Atık, gürültü gibi zararlı etkenler yoluyla çevrenin bozulması. ...

Polyglot

:
1. Çok dillilikle ilgili veya ona ait olan. 2. Birden çok dil bilen kimse. ...

Polynesia

:
Orta ve güney Pasifik Okyanusu'ndaki adaların kolektif isimler. Adalar şunlardır: Amerikan Samoası, Cook Adaları, Paskalya ...

Polynesian Civilisation

:
Samoa ve Tonga adalarında MÖ 500'den MS 1775'e kadar süren medeniyet. ...

Pond

:
Küçük su birikintisi, havuzcuk. ...

Pontoon

:
1. Üzerinde köprü kurulan yüzer duba. 2. Altı düz kayık. ...

Pool Agreement

:
İki ya da daha fazla taşıyıcının belli bir rotada çalışmayı ve birbirlerinin biletlerini kabul etmeyi ...

Poop

:
Geminin arkası, kıç. ...

Pooped

:
Bir dalganın tekneyi aşması ve içini suyla doldurup batırması. ...

Population

:
Bir ülkede, bölgede, evde yaşayanların toplam sayısı. ...

Port

:
Liman, iskele ...

Port Of Call

:
Bir geminin güzergahı üzerinde bulunan durak noktası. ...

Port Surcharge

:
Limanlarda ya da havaalanlarında araç kiralayan şirketlerden alınan bedel. ...

Port Taxes

:
Bir limandan ayrılan veya bir limana varan yolculardan alınan harç ve vergiler. İlke olarak havaalanlarında ...

Porter

:
Ücretle yük taşıyan kimse. ...

Porter

:
(ABD) Yataklı vagonlarda hizmet eden görevli. ...

Porthole

:
Gemi ve teknelerde dışa açılan yuvarlak cam. ...

Posada

:
İspanya'da yol kenarındaki evlere ve lokantalara verilen isim. ...

Posh

:
Günümüz İngilizce'sinde üst veya özel sınıfa giren her şey için kullanılan sözcük. Gemilerin havalandırmalarının olmadığı ...

Positioning

:
Uçak veya geminin, getiri kazandığı noktaya gidişi. Bu işlem epey masraflı olduğu için bazı taşıyıcılar, ...

Positive Buoyancy

:
Sudan hafif olma, bu nedenle de su üstünde yüzme hali. ...

Post-Date

:
Bir evrak üzerine tanzim tarihinden sonraki bir tarihi atmak. Çoğunlukla taşıyıcıya yapılan ödemeyi geciktirmek için ...

Pothole

:
Su veya çakılların açtığı derin çukur. ...

Pourboire

:
Fransızca sözlük anlamıyla "bir içecek için" anlamına gelen ifade. Bahşiş. ...

Pousada

:
Portekiz'de yerel üslupla inşa edilmiş ve devletin sahibi olduğu otel. ...

Powder Snow

:
Henüz yağmış kar. ...

Powder Snow

:
Kuru iklim şartlarında yağan kar, ör. Rocky Mountains, Doğu Anadolu. ...

Powerboat

:
Çoğunlukla yarışlar için kullanılan güçlü motorlu tekne. ...

Powwow

:
Kuzey Amerikalı kızılderililer arasında yapılan toplantılara verilen isim. ...

Pp

:
Seyahatte, kişi başına anlamına gelen kısaltma. ...

Prairie

:
Kuzey Amerika'nın ağaçsız geniş otlaklarına verilen isim. ...

Prayer Room

:
Müslümanların ibadetlerini gerçekleştirebilecekleri küçük ibadethane. ...

Pre-Boarding

:
Özwl ihtiyaçları olan yolcuların, yolcuların genelinden önce uçağa binmelerine izin verildiği düzenleme. ...

Pre-Book

:
Önceden yer ayırtma. ...

Pre-Existing Condition

:
Sigorta poliçesinin imza edilmesinden önce hastalık gibi bir koşulun var olmasıyla ilgili bir sigortacılık terimi. ...

Pre-Payment

:
Bir mal veya hizmet için önceden yapılan ödeme. ...

Precinct

:
1. Çevresi kapatılmış ya da açıkça tanımlanmış alan. Yayalara ayrılmış böyle alanlar motorlu araç trafiğine ...

Precipice

:
Dik ve derin uçurum. ...

Precipitation

:
1. Havadaki su buharının yoğunlaşma sonunda sıvı veya katı durumda yere düşmesi. 2. Yağan yağmur ...

Préfect

:
Özellikle Fransa'da, bir idari birimin baş yöneticisi. ...

Preferred Supplier

:
Seyahat acentesinin özel anlaşmalı olduğu işveren. Bu genellikle şu anlama gelir ki, ilave komisyon ya ...

Premium Traffic

:
Bir sefer için daha yüksek ücret ödeyen iş yolcusu gibilere verilen isim. ...

Prepaid Ticket Advice

:
Yolcunun bilet parası ödediğinin başka bir noktaya bildirilmesi. Genellikle yolcunun bilet ücretini ödediğinden başka bir ...

President

:
1. Bazı ülkelerde devlet ve hükümet başı. 2. Bir topluluğun, toplantı veya derneğin başında bulunan ...

Pressurised

:
Yüksek irtifada hava rahat nefes alınmayacak kadar incedir. Yolcuların rahatı ve sağlığını güvence altına almak ...

Prestel

:
British Telecom'un görsel veri hizmeti. Bkz. Görsel veri. ...

Prestige

:
Normalden daha yüksek sınıf veya standart. ...

Price Grid

:
Broşürler gibi seyahat dokümanlarında fiyatların gösterim biçimi. Tatilin ayrıntıları alt alta sıralanırken genellikle depar tarihleri ...

Price-Fixing

:
Tedarikçiler arasında fiyatları üzerinde anlaışlmış (ve genellikle yüksek) bir düzeyde tutmak için yapılan düzenleme. Günümüzde ...

Prime Meridian

:
Greenwich'te 0*'den geçen boylam. ...

Principal

:
Seyahat sektöründe herhangi türden bir hizmetin organize edilmesinden ya da sağlanmasından sorumlu birey veya organizasyonlara ...

Principality

:
Bir Prens tarafından yönetilen ülke (Monako gibi). ...

Priority Boarding

:
Bir kişinin diğer yolculardan önce uçak veya başka bir araca binebilemsi için yapılan düzenleme. Çoğunlukla ...

Private

:
1. Özel konutta konaklama. 2. Her şeyin dahil olduğu bir tatile çıkan bir gezmenin konaklamayı ...

Private Facilities

:
Otel odasında banyo ve tuvalet imkanlarının sunulması. ...

Privy

:
ABD'de dışarda bulunan tuvalet. ...

Pro Rata

:
Nispetle, oranla. Pro rata ödeme, ödemenin geri kalanına oranla yapılan ödeme olacaktır. (Ör., eğer fiyat ...

Pro Tem

:
Pro tempore ifadesinin kısaltması, "şimdilik" anlamına gelir. ...

Projection

:
Dünya yuvarlak olduğundan onu düzlemsel bir haritada doğru şekilde göstermek mümkün değildir. Yer kürenin tek ...

Promenade

:
Deniz kıyısındaki gezinti yeri. ...

Promenade Deck

:
Bir geminin, yolcuların gezinmesine yönelik tasarlanmış üst güvertesi. ...

Promontory

:
Denize doğru uzanan dağlık kara parçası. ...

Promotional Fare

:
Başka bir taşıyıcı veya ulaşım yöntemini tercih edebilecek müşterileri çekmek üzere tasarlanmış özel indirimli tarife. ...

Propeller

:
Uçak veya gemilerde itiş gücü sağlayan iki veya daha çok kanatlı alet, uskur. Kanatların dönmesi ...

Property Irregularity Report

:
Yolcu eşyası - genellikle kaybolan bagajlar - ile ilgili sorunların ayrıntılarını kaydetmek üzere havayolu şirketlerinin ...

Propjet

:
Pervaneli jet motoruna sahip uçak. ...

Protectorate

:
Daha güçlü başka bir devletçe kontrol edilip korunan devlet. ...

Province

:
Bir ülkenin başlıca idari bölümlerinden her biri, vilayet. ...

Provisional Booking

:
Acente veya yolcu tarafından henüz konfirme edilmemiş ve ilgili yerin karar verilene kadar boş tutulduğu ...

Provisioned Charter

:
Yakıt ve erzakın dahil, mürettebatınsa hariç olduğu tekne, yat vb. Kiralaması. ...

Psa

:
Deniz Yolcu Taşımacılığı Birliği Ltd. ...

Psara

:
Deniz Yolcu Taşımacılığı Birliği Perakendeci Acenteler Planı. ...

Pta

:
1. Peşin ödenmiş bilet ihbarı. 2. Yolcu ulaştırma otoritesi. ...

Public Holiday

:
Devlet dairelerinin ve ticari işletmelerin de çoğunun kapalı olduğu gün. ...

Public House

:
1. İngiltere'de alkollü içeceklerin satış ve tüketimine tahsis edilmiş yapı. Neredeyse istinasız olarak "pub" şekline ...

Public Service Vehicle

:
Otobüs gibi kamunun ihtiyaçlarına yönelik işletilen araç. ...

Publican

:
1. (ing.) Pub (bkz. Public house) işleten kimse. 2. (Avustralya) Otel işleten kimse. ...

Published Fare

:
Taşıyıcı tarifelerinde gösterilen fiyatlar. ...

Pullman

:
Aslen, yatak dahil, normal standardın üstünde araçlarla hizmet veren bir Amerikan demiryolu şirketi. Günümüzde yatar ...


2. sayfadasınız. Toplam sonuç 3 sayfa.    >>